Ters
Aslan küçük doğdu.
“Yaşamaz,” dediler doktorlar. “Yüreği kocaman, bedeninin iki katı. Hayata tutunamaz.”
Ailesi toplandı. “Bugünlerin bir de yarını var,” diye endişelendiler.
“Büyüyünce o kocaman yürekle mutlu yaşayamaz! Fişini çekelim! Hüzünler, mutsuzluklar sarar onu. Öyle yaşamaktansa hiç yaşamasın daha iyi. Eziyet etmeyelim çocuğa.”
O gece Aslan’ın babası rüyalarına girdi.
“Oğluma dokunmayın,” dedi.
Ona hayatı bağışladı…
Aslan’ın yalnız bir çocukluğu oldu. Çocuklar, Aslan’daki garipliğin farkındaydı. Bu işte bir anormallik vardı. Aslan’ın sol tarafında taşıdığı kocaman bir şey vardı.
Hepsinden farklıydı.
Aslan tek başına oyunlar oynadı, okula gitti, okuma yazmayı öğrendi, âşık oldu.
“İlk kez kocaman yüreğim bir işe yarıyor,” diye sevindi.
Kendi adının yanına âşık olduğu kızın ismini yazdı, yüzünde bir gülümsemeyle…
Hem artık bebekliğindeki sıkıntıları da yoktu. Aslan büyüdükçe yüreği iyiye gidiyordu.
“Bedeni büyüdükçe yüreği küçülecek,” demişti doktor.
Gençliğe adım attığında Aslan, kocaman bedeninin içinde küçücük bir yürekle kalmıştı. Yeni hâline alışamadığını fark etti.
O, kocaman yürekli olmaya alışmıştı.
“Bedeni buna isyan etmiş olmalı,” dediler doktorlar, kulaklarının büyümeye başladığını anladıklarında.
Çok geçmeden Aslan, büyüyen kulaklarıyla her şeyi duyar oldu: Bilmem kaç kilometre uzaktaki araba kazasının seslerini, uçan kuşların yönlerini bulma derdiyle ötüşmelerini, iki kat aşağıda kızına öfkelenen annenin bağırışlarını…
Bundan hiç mutlu değildi.
Kendi hayatını yaşayamaz, başkalarının sözleriyle hareket edip hayatını sürdürür olmuştu.
Yaşadığı, şüphesiz kendi hayatı değildi…
Aslan orta yaşlarına geldiğinde kendisini evinden çıkmayan, beyaz saçlı, yüzünde dünyanın en yaşlı insanına ait olacak kadar çok çizgi bulunan biri olarak buldu.
“Ben duyduklarımla bir kişilik hayat yaşamadım ki,” diyerek açıklardı bu durumu. “Bir tek kendim olamadım ki…”
Aslan’ın hayatı zor geçmişti. Dünyaya gözlerini yumması da çok uzun sürmedi.
Kader mi?
Alın yazısı mı?
Onun ya da başkalarının hatası mı, bilinmez…
Ama hayatı ters yaşamıştı.
Ahmet Anıl Kutlu